Damla
New member
PhD, Dr. ve “Doktor” Aynı Şey mi? Aslında Aralarındaki Fark Ne?
İnternette bir yerde “PhD” ibaresini, başka bir yerde de ismin önünde “Dr.” unvanını görünce insanın aklına çok doğal bir soru geliyor: PhD sahibi olan herkes doktor mudur, yoksa “doktor” denince sadece hastanede çalışan hekimleri mi anlamamız gerekir? Üstelik “Dr. Ahmet Yılmaz, PhD” gibi bir ifade gördüğümüzde bunun iki farklı akademik derece mi olduğunu düşünmek de mümkün.
Konu aslında sanıldığından daha ilginç. Çünkü burada hem akademik bir dereceyi hem mesleki bir unvanı hem de günlük dilde yerleşmiş “doktor” kavramını birbirinden ayırmak gerekiyor. Üstelik ülkeden ülkeye kullanım biçimi de değişebiliyor.
PhD ne demek?
PhD, İngilizce “Doctor of Philosophy” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçeye kelimesi kelimesine “Felsefe Doktoru” diye çevrilse de burada önemli bir ayrıntı var: PhD yalnızca felsefe alanında verilen bir derece değildir.
Örneğin bir kişi fizik, biyoloji, bilgisayar bilimleri, ekonomi, tarih veya psikoloji alanında PhD yapabilir. “Philosophy” kelimesinin kullanılmasının tarihsel nedeni, eski akademik gelenekte felsefenin geniş anlamda bilgi ve bilim alanlarını ifade etmesiyle ilgilidir.
PhD, temel olarak özgün araştırma yapabilme ve bilgiye yeni bir katkı sunabilme düzeyini gösteren doktora derecesidir. Cardiff University de PhD'yi, seçilen alanda yeni bilgi veya uygulamaya özgün katkı sağlayan ileri düzey bir araştırma derecesi olarak tanımlıyor. Cardiff University
Bu nedenle PhD almak, “birkaç ileri düzey ders aldım” anlamına gelmez. Asıl mesele araştırmadır.
Bir doktora öğrencisi belirli bir problemi ele alır, literatürü inceler, yöntem geliştirir veya uygular, veri toplar, analiz yapar ve sonunda ortaya çıkan çalışmasını tez olarak savunur. Bazı programlarda süreç üç-dört yıl civarında sürerken, bazı ülkelerde ve programlarda beş yıl veya daha uzun sürebilir. Örneğin UWE Bristol, tam zamanlı PhD için tipik süreyi üç-dört yıl olarak veriyor. UWE Bristol
Peki PhD yapan kişiye neden “Dr.” deniyor?
İşin en çok karıştırılan kısmı burası.
Bir kişi PhD derecesini başarıyla tamamlayıp derecesini aldıktan sonra akademik anlamda doctor/doktor unvanını kullanabilir. Yani “Dr. Ayşe Yılmaz” ifadesindeki Dr., kişinin tıp doktoru olduğunu değil, doktora derecesine sahip olduğunu gösterebilir.
Kanada hükümetinin dil ve yazım rehberi de PhD'nin “Philosophiae doctor” anlamına geldiğini ve doktora sahibi bir kişinin adının önünde “Dr.” veya adının arkasında “PhD” kullanabileceğini belirtiyor. Aynı rehberde, ikisinin birlikte kullanılmasının genellikle gereksiz olduğu da açıklanıyor: “Dr. Ayşe Yılmaz” veya “Ayşe Yılmaz, PhD” gibi. Our Languages
Avustralya hükümetinin Style Manual'ı da benzer biçimde “Dr” ile “PhD”nin aynı doktora yeterliliğini iki kez belirtmek anlamına gelebileceğini ve normalde ikisinden birinin tercih edildiğini söylüyor. Style Manual
Dolayısıyla:
Dr. Mehmet Kaya → kişinin doktora derecesine sahip olduğunu gösterebilir.
Mehmet Kaya, PhD → kişinin Doctor of Philosophy derecesine sahip olduğunu açıkça belirtir.
Ama bu kişi otomatik olarak hekim değildir.
PhD ile tıp doktoru arasındaki temel fark nedir?
Burada “doktor” kelimesinin iki farklı kullanımını ayırmak gerekiyor.
Bir PhD, araştırma doktorasıdır. Amaç belirli bir alanda özgün bilimsel bilgi üretmektir.
Bir tıp doktoru ise tıp eğitimi alır ve sağlık hizmeti sunabilmek için ayrıca ilgili ülkenin mesleki ve yasal şartlarını yerine getirir.
Bu iki kişi de “Dr.” diye anılabilir fakat yaptıkları iş aynı değildir.
Örneğin:
Dr. Elif Demir, PhD
Biyokimya alanında doktora yapmış ve üniversitede araştırma yürütüyor olabilir.
Dr. Murat Demir, MD
Tıp doktoru olup hastaları muayene ediyor olabilir.
İkinci kişinin “Dr.” unvanı klinik mesleğiyle bağlantılıdır. Birinci kişinin “Dr.” unvanı ise akademik doktorasıyla bağlantılıdır.
Hatta aynı kişi ikisine birden sahip olabilir. Örneğin doktor olarak çalışan bir hekim daha sonra kanser biyolojisi üzerine PhD yapabilir. Böyle bir durumda kişinin hem tıp eğitimi hem de araştırma doktorası bulunabilir.
Buradaki ayrım özellikle sağlık iletişiminde önemlidir. Bir kişinin PhD sahibi olması, onun hastalık teşhis etme veya tedavi uygulama yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez.
“Doktor” kelimesinin tarihsel olarak anlamı zaten sadece hekim değildi
İlginç olan şu ki “doktor” kelimesinin tarihsel kökeni tıptan ibaret değildir.
Latince docere, “öğretmek” anlamına gelir. “Doctor” da tarihsel olarak öğretme ve bilgi aktarma yetkinliğiyle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle akademik doktora ile tıp mesleğinin aynı kelime çevresinde buluşması aslında sonradan oluşan bir dilsel ve toplumsal durumdur.
Bugün bazı ülkelerde “Dr.” denildiğinde insanların aklına ilk olarak hekim gelirken, akademik çevrelerde bu unvanın doktora sahibi araştırmacılar için kullanılması son derece normaldir.
Üstelik ülkelere göre uygulama farklıdır. Örneğin Avustralya hükümetinin resmi Style Manual'ı hem akademik doktora sahiplerinin hem de tıp doktorlarının “Dr.” kullanabileceğini açıkça belirtiyor. Style Manual Buna karşılık bazı üniversitelerin kurum içi yazım kuralları farklı olabilir. UMass Amherst'in kurumsal rehberi, örneğin akademik doktora sahip öğretim üyelerini “Dr.” şeklinde adlandırmamayı tercih ediyor ve unvanı tıp derecesi sahipleriyle sınırlıyor. UMass Amherst
Yani “Dr.” ifadesinin nasıl kullanıldığına bakarken ülkeye, kuruma ve bağlama dikkat etmek gerekiyor.
PhD almak gerçekten ne kadar zor?
Burada “PhD = çok zeki insan” gibi basit bir denklem kurmak da doğru olmaz.
Doktora süreci daha çok uzun vadeli araştırma, belirsizlikle başa çıkma, metodoloji, akademik yazma ve sabır gerektirir.
Bir lisans öğrencisinden beklenen şey çoğunlukla mevcut bilgiyi öğrenmesi ve doğru biçimde kullanmasıdır. Doktora öğrencisinden ise bunun ötesinde “Henüz cevabı olmayan hangi soruyu araştırabiliriz?” sorusuna cevap vermesi beklenir.
Bath Üniversitesi PhD'yi, bağımsız ve denetimli biçimde yürütülen, sonunda alana özgün ve önemli bir katkı sunması beklenen araştırma derecesi olarak açıklıyor. Bath Üniversitesi
Bu fark günlük hayatta düşündüğümüzden daha önemlidir.
Bir mühendislik doktora öğrencisi örneğin daha verimli batarya malzemesi geliştirmeye çalışabilir. Bir tarihçi daha önce yeterince incelenmemiş arşiv belgelerinden yeni bir tarihsel yorum çıkarabilir. Bir psikolog belirli bir davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını test edebilir. Bir bilgisayar bilimci yeni bir makine öğrenmesi yöntemi geliştirebilir.
Sonuç her zaman “dünyayı değiştiren buluş” olmak zorunda değildir. Bilimsel katkı bazen çok daha küçük fakat sağlam bir bilgi parçasıdır.
İnternette bir yerde “PhD” ibaresini, başka bir yerde de ismin önünde “Dr.” unvanını görünce insanın aklına çok doğal bir soru geliyor: PhD sahibi olan herkes doktor mudur, yoksa “doktor” denince sadece hastanede çalışan hekimleri mi anlamamız gerekir? Üstelik “Dr. Ahmet Yılmaz, PhD” gibi bir ifade gördüğümüzde bunun iki farklı akademik derece mi olduğunu düşünmek de mümkün.
Konu aslında sanıldığından daha ilginç. Çünkü burada hem akademik bir dereceyi hem mesleki bir unvanı hem de günlük dilde yerleşmiş “doktor” kavramını birbirinden ayırmak gerekiyor. Üstelik ülkeden ülkeye kullanım biçimi de değişebiliyor.
PhD ne demek?
PhD, İngilizce “Doctor of Philosophy” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçeye kelimesi kelimesine “Felsefe Doktoru” diye çevrilse de burada önemli bir ayrıntı var: PhD yalnızca felsefe alanında verilen bir derece değildir.
Örneğin bir kişi fizik, biyoloji, bilgisayar bilimleri, ekonomi, tarih veya psikoloji alanında PhD yapabilir. “Philosophy” kelimesinin kullanılmasının tarihsel nedeni, eski akademik gelenekte felsefenin geniş anlamda bilgi ve bilim alanlarını ifade etmesiyle ilgilidir.
PhD, temel olarak özgün araştırma yapabilme ve bilgiye yeni bir katkı sunabilme düzeyini gösteren doktora derecesidir. Cardiff University de PhD'yi, seçilen alanda yeni bilgi veya uygulamaya özgün katkı sağlayan ileri düzey bir araştırma derecesi olarak tanımlıyor. Cardiff University
Bu nedenle PhD almak, “birkaç ileri düzey ders aldım” anlamına gelmez. Asıl mesele araştırmadır.
Bir doktora öğrencisi belirli bir problemi ele alır, literatürü inceler, yöntem geliştirir veya uygular, veri toplar, analiz yapar ve sonunda ortaya çıkan çalışmasını tez olarak savunur. Bazı programlarda süreç üç-dört yıl civarında sürerken, bazı ülkelerde ve programlarda beş yıl veya daha uzun sürebilir. Örneğin UWE Bristol, tam zamanlı PhD için tipik süreyi üç-dört yıl olarak veriyor. UWE Bristol
Peki PhD yapan kişiye neden “Dr.” deniyor?
İşin en çok karıştırılan kısmı burası.
Bir kişi PhD derecesini başarıyla tamamlayıp derecesini aldıktan sonra akademik anlamda doctor/doktor unvanını kullanabilir. Yani “Dr. Ayşe Yılmaz” ifadesindeki Dr., kişinin tıp doktoru olduğunu değil, doktora derecesine sahip olduğunu gösterebilir.
Kanada hükümetinin dil ve yazım rehberi de PhD'nin “Philosophiae doctor” anlamına geldiğini ve doktora sahibi bir kişinin adının önünde “Dr.” veya adının arkasında “PhD” kullanabileceğini belirtiyor. Aynı rehberde, ikisinin birlikte kullanılmasının genellikle gereksiz olduğu da açıklanıyor: “Dr. Ayşe Yılmaz” veya “Ayşe Yılmaz, PhD” gibi. Our Languages
Avustralya hükümetinin Style Manual'ı da benzer biçimde “Dr” ile “PhD”nin aynı doktora yeterliliğini iki kez belirtmek anlamına gelebileceğini ve normalde ikisinden birinin tercih edildiğini söylüyor. Style Manual
Dolayısıyla:
Dr. Mehmet Kaya → kişinin doktora derecesine sahip olduğunu gösterebilir.
Mehmet Kaya, PhD → kişinin Doctor of Philosophy derecesine sahip olduğunu açıkça belirtir.
Ama bu kişi otomatik olarak hekim değildir.
PhD ile tıp doktoru arasındaki temel fark nedir?
Burada “doktor” kelimesinin iki farklı kullanımını ayırmak gerekiyor.
Bir PhD, araştırma doktorasıdır. Amaç belirli bir alanda özgün bilimsel bilgi üretmektir.
Bir tıp doktoru ise tıp eğitimi alır ve sağlık hizmeti sunabilmek için ayrıca ilgili ülkenin mesleki ve yasal şartlarını yerine getirir.
Bu iki kişi de “Dr.” diye anılabilir fakat yaptıkları iş aynı değildir.
Örneğin:
Dr. Elif Demir, PhD
Biyokimya alanında doktora yapmış ve üniversitede araştırma yürütüyor olabilir.
Dr. Murat Demir, MD
Tıp doktoru olup hastaları muayene ediyor olabilir.
İkinci kişinin “Dr.” unvanı klinik mesleğiyle bağlantılıdır. Birinci kişinin “Dr.” unvanı ise akademik doktorasıyla bağlantılıdır.
Hatta aynı kişi ikisine birden sahip olabilir. Örneğin doktor olarak çalışan bir hekim daha sonra kanser biyolojisi üzerine PhD yapabilir. Böyle bir durumda kişinin hem tıp eğitimi hem de araştırma doktorası bulunabilir.
Buradaki ayrım özellikle sağlık iletişiminde önemlidir. Bir kişinin PhD sahibi olması, onun hastalık teşhis etme veya tedavi uygulama yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez.
“Doktor” kelimesinin tarihsel olarak anlamı zaten sadece hekim değildi
İlginç olan şu ki “doktor” kelimesinin tarihsel kökeni tıptan ibaret değildir.
Latince docere, “öğretmek” anlamına gelir. “Doctor” da tarihsel olarak öğretme ve bilgi aktarma yetkinliğiyle ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle akademik doktora ile tıp mesleğinin aynı kelime çevresinde buluşması aslında sonradan oluşan bir dilsel ve toplumsal durumdur.
Bugün bazı ülkelerde “Dr.” denildiğinde insanların aklına ilk olarak hekim gelirken, akademik çevrelerde bu unvanın doktora sahibi araştırmacılar için kullanılması son derece normaldir.
Üstelik ülkelere göre uygulama farklıdır. Örneğin Avustralya hükümetinin resmi Style Manual'ı hem akademik doktora sahiplerinin hem de tıp doktorlarının “Dr.” kullanabileceğini açıkça belirtiyor. Style Manual Buna karşılık bazı üniversitelerin kurum içi yazım kuralları farklı olabilir. UMass Amherst'in kurumsal rehberi, örneğin akademik doktora sahip öğretim üyelerini “Dr.” şeklinde adlandırmamayı tercih ediyor ve unvanı tıp derecesi sahipleriyle sınırlıyor. UMass Amherst
Yani “Dr.” ifadesinin nasıl kullanıldığına bakarken ülkeye, kuruma ve bağlama dikkat etmek gerekiyor.
PhD almak gerçekten ne kadar zor?
Burada “PhD = çok zeki insan” gibi basit bir denklem kurmak da doğru olmaz.
Doktora süreci daha çok uzun vadeli araştırma, belirsizlikle başa çıkma, metodoloji, akademik yazma ve sabır gerektirir.
Bir lisans öğrencisinden beklenen şey çoğunlukla mevcut bilgiyi öğrenmesi ve doğru biçimde kullanmasıdır. Doktora öğrencisinden ise bunun ötesinde “Henüz cevabı olmayan hangi soruyu araştırabiliriz?” sorusuna cevap vermesi beklenir.
Bath Üniversitesi PhD'yi, bağımsız ve denetimli biçimde yürütülen, sonunda alana özgün ve önemli bir katkı sunması beklenen araştırma derecesi olarak açıklıyor. Bath Üniversitesi
Bu fark günlük hayatta düşündüğümüzden daha önemlidir.
Bir mühendislik doktora öğrencisi örneğin daha verimli batarya malzemesi geliştirmeye çalışabilir. Bir tarihçi daha önce yeterince incelenmemiş arşiv belgelerinden yeni bir tarihsel yorum çıkarabilir. Bir psikolog belirli bir davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını test edebilir. Bir bilgisayar bilimci yeni bir makine öğrenmesi yöntemi geliştirebilir.
Sonuç her zaman “dünyayı değiştiren buluş” olmak zorunda değildir. Bilimsel katkı bazen çok daha küçük fakat sağlam bir bilgi parçasıdır.